Kayıtlar

gecikmiş bir takım itiraflar, aynalar ve gölgeler üzerine.

Haklı Bir İsyan: Tenar’ın Çilesi
Dikkat dikkat, işbu yazı fazlaca Yerdeniz spoilerı ve bir tutam da bezmişlik barındırmaktadır.

Bazen okuduğumuz kitaplarda, izlediğimiz dizilerde veya bize anlatılan masallarda bir şeyler güzel olsun isteriz. Gündelik hayatta eksikliğini çektiğimiz, sinirimizi bozan ne varsa tam tersine dönsün değil mi? Nasıl olsa kalem elimizde. Ama öyle değil işte. Masallar çoğu zaman can sıkıcıdır, hep en sevilen karakterlere kıyılır ve hiçbir hikaye tamamen mutlu sonlanmaz. Bu yazıda Tenar’ın kendine çizdiği yoldan ve bu yolun beni nasıl üzdüğünden yakınacağım. Her şey bu kadar gerçek gerçek olmak ve boğazımızı düğümlemek zorunda mıydı be Ursula ninem? Atuan Mezarları’nda Tenar’ın hikayesini okuduğumda aklımda müthiş bir yol çizmiştim ona, en az Ged’inki kadar müthiş, Halkanın Tenar’ı olmaya yakışan bir yol… Tehanu’da okuduğum Tenar’sa içimi acıtmıştı. Benim beklediğimin aksine kendini büyüye ve diğer öğretileri öğrenmeye adamamış, olmak istediği insan olmuştu. Aslınd…

Kassiopeia'nın Kabuğundan Geriye Kalan

Resim
Kassiopeia; en yıldızsız,en dumanla kaplı gecelerde bile yolumuzu aydınlatmaya devam eden,içinde zamanın aktığı büyülü kaplumbağanın adı.
Momo'nun biricik yoldaşı,zaman çiçeklerine giden yolun pusulası.
Peki günlük gibi kullandığım,yürüdüğüm yolla ve o yolda yürürkenki duygularımla bezediğim bu bloga attığım yazılardan birinin başlığında ne işi var?
Bu kasislerle dolu yolda hepimizin kendi küçük Kassiopeia'sı var.Bize ışık yakan,yol gösteren...Ama ben benimkini yitirdim,kabuğu bir daha hiç tamir olmayacak şekilde çatladı. Artık benim kendime ait bir zamanım,gideceğim bir yolum yok.Sapacağım bütün sapaklardan,alacağım her bir karardan kendim sorumluyum.Ve sonumun Gigi gibi olmasından çok korkuyorum.Gökyüzüne baktığımda parlayan o küçük yıldızı görememekten,bir gün masal dinlemeyi vakit kaybı olarak görmekten,oyunu kurallarına göre oynamayı kabullenmekten çok korkuyorum.

Kilometrelerce yürümek istiyorum,sanki tüm dünyayı boydan boya adımlayabilirmişim gibi hissediyorum.Ne olduğ…

'beni yanlışlıkla çıkardılar sahneye'

Sızısı yüreğimin ta derininden kopup gelen biricik dostum,
bu mektup senin için.

Bu,asla sahibine ulaşmayacak mektuplar serisinden bir parça.
Burayı hiç bulmayacak,bu satırları okumayacaksın,okuma ki o güzel yüreğini bir de ben burkmayayım.

-

Benim kahramanım hep Momo'ydu,okuduğum ilk günden beri hiç değişmedi.Momo için ''İnsanları öyle güzel,öyle içten dinlerdi ki,insanlar yanında huzur bulurdu.Doğayı dinlerdi,hayatı dinlerdi,her şeyi dinlerdi.'' demişlerdi.Sen de öyle dinlerdin işte beni,hiç orada yokken bile.Hatta biz tanışmamışken bile.Bazen düşünüyorum bir takım olaylar gelişmeseydi ve hayat bizi dert ortağı etmeseydi eğer,ben seni hiç tanımasaydım mesela, bu hayat nasıl daha da katlanılmaz olurdu...

Kendime bile söylemeye çekindiğim sırlarımı döktüğüm insan,belki hıçkıra hıçkıra ağladığım şeyler sana anlatırken çok daha az acıtıyordu canımı.O yüzden o kadar çok konuşuyordum.Ne olursa olsun beni dinlerdin ama,hiçbir sebebin yokken,en umursamaz gözükürken bile,…

-

Ben bir ismim olsun istemiyorum artık.
Kaybolup gitmek istiyorum her şey arasında,sonsuzlukta.
Küçük bir toz parçası olmak istiyorum,kimse bilmesin,kimse ardıma düşmesin.

Hatta bu yolculuk için bir rehber de vardı kafamda,
Gitmeden önce yapılacaklar listesi
Bir bir tamamlıyordum onu,
Liste bittiğinde isteklerim de gerçekleşecekti,inanıyordum buna
Bütün isteklerim bir şeylere katlanmakla gerçekleşmişti çünkü
Sonra,
bir maddede kaldım.

''Sevdiğim insanlara onları ne kadar çok sevdiğimi söylemeden ölmeyeceğim.'' derdim hep,
İsterdim ki bedenim engel olmasın sımsıkı sarılabiliyim sevdiğim her şeye.
İsterdim ki kelimelere gerek kalmasın,susabileyim.
Bir ömür boyu yanında susabileceğim dostluklar kurmaya çalıştım
Ama hep çok konuşan bir insan olarak kaldım
Kendimi açıklmak için bunca telaş niyeydi?
Kelimelerle aram iyi gibi gözüktü bunca süre
Ama aslında hiç sevmedim onları
Anlaşabilmek için var edilmişlerdi güya
Ama bütün korkunç kalıpları da onlar aracılığıyla taşıyorduk
&…

duygusal küflü peynirin isyankar objektifinden-

-Merhaba.Yine hayat hakkında hakkında kendimce atıp tuttuğum epey uzunca bir yazı.
-Ben bu parça öneri bırakma işini sevdim bayağı.
Bunlar da bu kısmın önerileri olsun ^-^.


-Finding the Rose-Hans Zimmer (from the little prince)
-Draw Me a Sheep - Hans Zimmer (From The Little Prince)
-FMA Ost - Brothers Kyoudai (special violin)
-Cecile Corbel-Valse Des Ondines (audio)
-A Town With An Ocean View - Kiki's Delivery Service
-Suis-moi (Reprise) - Camille (From The Little Prince)
-Pink Martini - Que Sera Sera

*

Nasıl yaşanacağını bildiğimizi düşünürüz.Hayatı,sanki durmaksızın ileriye doğru gidilmesi gereken tek yönlü bir yol olarak görürüz.Durmak için yeterince makul bir sebebimiz yoksa durmayız,son sürat devam ederiz.Ve sonra dönüp deriz ki ''Çünkü yaşam durmaz,çünkü yaşam bizi beklemez,öylece akıp gider.''Bu yüzden durmak,düşünmek bir şeylerden geri kalmak anlamına gelir lügatimizde.Arabamız istop edene,bedenimiz isyan edip ''Yeter artık!'' diyene değin bir gün bil…

-ne gelir elimizden insan olmaktan başka-

Mayıs benim için içinde hayata dair pek çok şeyi barındıran bir ay.Özel bir ay.Çok sevdiğim bir insanın doğumgününü ve bir başka çok sevdiğim insanın ölüm gününü harmanlayan bir dönem.

Pek tabi bu yazı hala buralarda olan,yanıbaşımda gülen,nefes alan,hala bir şeylere sövebilen ve bir şekilde yaşamaya devam eden o güzel insan için değil.İnsanlara onları ne kadar sevdiğimi bir şekilde hayattan çekilip gitmeden önce söyleyebilmek gibi bir özelliğim yok.O yüzden bu yazı senin için,
bir insan olarak gömülen senin için.

Sevdiğim bir çocuk kitabında şöyle bir ibare geçiyordu,seni tanıdıkça ne denli doğru bir söz olduğunu bir kez daha anladım.
''İnsan doğmayız; başkalarıyla birlikte ve başkaları sayesinde insan oluruz.''
Bana ve benim içinde olmaktan sonsuz bir gurur duyduğum kocaman bir topluluğa insan olmayı sen öğrettin,nasıl insanca yaşanacağını,hatta belki nasıl ölünceğini de.

Hani soruyorsun ya ''Ne gelir elimizden insan olmaktan başka?'' diye.Çok şey gel…

- Thorn'da Görüşür Müyüz Ki?

mühim not//İşbu yazı Her Yerden Çok Uzakta'dan,Bizim Büyük Çaresizliğimiz'den ve Maki'nin hayatından bazı parçalar konusunda spoiler hükmünde olabilecek kesitler içermektedir.


küçük not-
*Uzunca bir yazı olduğu için birkaç parça öneri bırakıyorum.*

Lilium - sleep inside
lilium - Miles Away
Low - Lullaby
Lilium - Angels
Pink Floyd - Julia Dream
Clint Mansell - "The Night Cafe"
Clint Mansell - "The Sower with Setting Sun"


-

İnsanlarla ilişkilerimizde ''Bunu yap,bunu yapma'' diyen,yakınlığımıza ölçü çeken sınırlarımızı belirleyen şey nedir?Neye göre birbirimizin en yakını/dostu/sevgilisi oluruz mesela?Bir cümle kurmadan önce durup düşünüp ''Yok,bu fazla kaçar herhalde.'' dememize sebep olan şey nedir?

Veya birini sevmek elimizde olan bir tercih midir?Biz mi karar veririz buna?Yoksa sadece olayların akışına mı bırakırız kendimizi?

Aşk betimlenildiği kadar büyük ve büyülü bir şey mi?
Peki gerçekten ''en''lerle…